İngiltere'nin Dünya Kupası yarı finalinde Arjantin'e karşı aldığı mağlubiyet, altı on yıllık bir sürece yayılan 'acı dolu yıllar' olarak nitelendirildi. Ancak bu hayal kırıklığının ardından toparlanma süreci hızla başladı. Teknik direktör Thomas Tuchel, Atlanta'daki yenilgi sonrası savunma taktikleri nedeniyle eleştirilse de, bu süreçte takımı yeniden inşa etme fırsatı buldu.
Tuchel'in kadrosunda, daha önce planlarının dışında kalan oyuncuların yeniden davet edilmesi ve İngiltere milli takımına yeni katılan isimler yer aldı. Kaptan Harry Kane gibi ana oyuncular ise planların merkezinde kalmaya devam etti. Peki, Tuchel İngiltere'nin Uluslar Ligi'ndeki bu yeni başlangıcından neler öğrendi?
Kane'den İlham Alan Galibiyet: Çekya Maçı
Salı günü Çekya karşısında alınan 3-0'lık galibiyette İngiltere kaptanı Harry Kane'in yıldızlaşması bekleniyordu. Kane, Peter Shilton'ın 125 maçlık İngiltere rekorunu egale ettiği bu karşılaşmada fileleri iki kez havalandırdı. 33 yaşında hala vazgeçilmezliğini koruyan Kane, İngiltere'nin tüm zamanlardaki en golcü oyuncusu unvanını pekiştirdi. 91 gole ulaşan Kane, 53 golle ikinci sırada yer alan Wayne Rooney'nin 38 gol önünde bulunuyor.
Kane'in hala formda ve tam olarak fit olması, 100 gole ulaşan ilk İngiliz oyuncu olarak tarihe geçmesinin an meselesi olduğunu gösteriyor. Bu durum Tuchel'i memnun ederken, Alman teknik adamı daha da mutlu eden bir diğer gelişme ise, dünyanın her takımına tehdit oluşturabilecek bir hücum dörtlüsüne sahip olması.
Etkili Hücum Dörtlüsü: Kane, Gordon, Saka ve Bellingham
Kane, bu hücum hattının tartışmasız lideri konumunda. Barcelona'ya transferinden bu yana performansını artıran Anthony Gordon, hızı ve yaratıcılığıyla dikkat çekiyor. Sağ kanatta yer alan Bukayo Saka ise Dünya Kupası'nda yaşadığı sakatlığın ardından toparlanarak yeniden formuna kavuştu. Bu ikili, Hırvatistan maçında attıkları gollerle bunu kanıtladı. Bu isimlerin arkasında ise 23 yaşında ülkesinin geleceği olarak görülen Jude Bellingham yer alıyor. Bellingham, İngiltere'nin yılın oyuncusu seçildi ve dünya standartlarında bir performans sergiliyor.
Bu durum, Chelsea'den Cole Palmer'ın İngiltere kadrosundan çekilmesiyle diğer oyunculara yer açılmasına neden oldu. Nottingham Forest'tan Morgan Gibbs-White'ın aile tatilini yarıda keserek kadroya katılması da dikkat çekiciydi. İngiltere'nin hücum hattı, Chelsea'den Morgan Rogers ve Liverpool'dan 18 yaşındaki Rio Ngumoha gibi genç yeteneklerle de zenginleşiyor. Tuchel'in bu dörtlüsü formda kaldığı sürece İngiltere, rakipleri için büyük bir tehdit oluşturacaktır.
Orta Saha Gücü: Scott'ın Yükselişi ve Rekabet
Bu olumlu gelişmeler arasında, Bournemouth'un orta saha oyuncusu Alex Scott'ın Hırvatistan'a karşı alınan 7-0'lık galibiyette gösterdiği etkileyici performansın ardından sakatlanması İngiltere ve Tuchel için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Scott, güçlü koşuları, pas çeşitliliği ve oyun enerjisiyle İngiltere orta sahasına hızla uyum sağladı. 23 yaşındaki oyuncunun uluslararası düzeyde ne kadar hazır göründüğünü kanıtladı.
Scott'ın yükselişi, Arsenal'den Declan Rice'ın sakatlık sonrası yükünün yönetildiği ve dinlendirildiği bir dönemde, Tuchel'in orta sahada ne kadar zengin bir oyuncu havuzuna sahip olduğunu gösterdi. Scott'ın etkileyici performansı üzerine Tuchel, "Declan benim takımımda sabit bir nokta mı? Evet, ama bazı oyuncular geliyor ve etkileyici oluyor, bu devam eden bir rekabet," şeklinde konuştu. Bu açıklama, Rice'a yönelik bir uyarı olmaktan çok, İngiltere'nin orta sahadaki seçeneklerinin ne kadar çeşitli olduğunu gösteriyor.
Scott'ın Çekya maçında forma giyememesine neden olan uyluk sakatlığı, hem oyuncu hem de takım için bir darbe oldu. Bu sakatlığın yaklaşık iki ay sürmesi bekleniyor. Manchester City'nin Nottingham Forest'tan transfer ettiği Elliot Anderson da Dünya Kupası sonrası iyi performansını sürdürüyor. Tuchel, Arsenal'den 20 yaşındaki Myles Lewis-Skelly'ye de bu Uluslar Ligi maçlarında orta sahada şans vermeye istekliydi. Everton'dan James Garner da Tuchel'in beğenisini kazanan bir diğer isim. Real Madridli Federico Valverde'ye benzetilen Garner, ne kadar yüksek bir potansiyele sahip olduğunun bir göstergesi.
Manchester United'dan Kobbie Mainoo sakatlık nedeniyle kadrodan çekilirken, Crystal Palace'tan Adam Wharton da Tuchel'in planlarında yer bulamadı.